[Verse]
Mutfakta iki kişilik o eski masa duruyor
İçtiğim her yudum çay, gelip kalbime vuruyor.
Gözüm dalıp gidiyor bazen, kapı çalar sanıyorum
Adını her andığımda, için için yanıyorum.
Penceremin önünde soldu ektiğin çiçekler
Sanki onlar da biliyor, dönmeyecek o günler.
Bir sesin vardı hani, dünyayı susturan cinsten
Şimdi o sesten eser yok, koptuk en ince yerinden.
[Nakarat]
Özlemek ne zormuş meğer, her gün biraz daha solmak
Zamanı geriye sarıp, yine seninle olmak.
Gözlerimi kapatsam da karşımda hep senin yüzün
Ne yana dönsem keder, ne yana baksam hep hüzün.
Gelsen de dursa bu sızı, dolsa artık boşluğun
Benim en ağır yükümmüş, senin bu yokluğun.
[2. Verse]
Yastığının kenarı hâlâ biraz çökük duruyor
Her sabah yokluğun gelip, suratıma vuruyor.
Hangi yola sapsam sonu, yine sana çıkıyor
Bu amansız bekleyiş, inan beni yıkıyor.
Eski bir hırkan kalmış, kapının arkasında
Sıkışıp kaldım sanki, bu aşkın enkazında.
Gel desen gelirim inan, mesafelere inat
Sen yoksan bu dünyada, sanki durmuş tüm hayat.
[Nakarat]
Özlemek ne zormuş meğer, her gün biraz daha solmak
Zamanı geriye sarıp, yine seninle olmak.
Gözlerimi kapatsam da karşımda hep senin yüzün
Ne yana dönsem keder, ne yana baksam hep hüzün.
Gelsen de dursa bu sızı, dolsa artık boşluğun
Benim en ağır yükümmüş, senin bu yokluğun.
[Nakarat (Tekrar)]
Özlemek ne zormuş meğer, her gün biraz daha solmak
Zamanı geriye sarıp, yine seninle olmak.
Gözlerimi kapatsam da karşımda hep senin yüzün
Ne yana dönsem keder, ne yana baksam hep hüzün.
Gelsen de dursa bu sızı, dolsa artık boşluğun
Benim en ağır yükümmüş, senin bu yokluğun.